Ana Sayfa Bilim SİNEK KÜÇÜKTÜR AMA MİDE BULANDIRIR!

SİNEK KÜÇÜKTÜR AMA MİDE BULANDIRIR!

gönderen Serüven Dergisi
B gezegeni yok

Zeynep Tok-

Bütün dünyayı saran bir virüs ile karşı karşıyayız. İsmi Covid-19 ya da duymaya alışkın olduğumuz şekilde  Korona. Çin’in Wuhan kentinde olan vahşi hayvan pazarlarından başlayıp, bütün dünyaya yayıldı. Çok sayıda ölüme sebebiyet verdi ve hala vermeye de devam ediyor, bundan kaynaklı da pandemi tanısı kondu. Ancak asıl soru bu vahşi hayvan pazarından nasıl yayılmaktadır? İki türlü yayıldığı söylenmektedir; Pazarlardaki hayvanlar ile fizikel temas ya da hayvanların bedenlerinin tüketimi ile alınan proteinler. Bununla beraber virüsün geçişinin hayvanlardan insanlara yönünde izlemesi Zoonotik bir hastalık olduğunu gösterir. Aslında Zoonotik hastalıklar ile yüzleşmemiz ilk kez gerçekleşmiyor Ebola, Kuş Gribi, Domuz Gribi gibi tanıdık salgınlar bunlara birer örnek. Dönemsel bir üne sahip gibi gözükseler de , Zoonotik hastalıklar insan ölümlerinin %60’ını kapsamaktadır. Dünyanın popülasyonuna insan merkezci bir hizmet edebilmek adına hayvanların %95’inin ‘hayvan endüstrisi’ için yaşıyor olması, vahşi türlerin iklim krizinden dolayı farklı yerlere göçü ile genel göç düzeninin bozulması, %60’lık rakamın sebebini  Antropojenik gerekçeler ile gösterir.

Çin bu durumun farkında olup vahşi hayvan marketlerini kapatmıştır. Vietnam ise Nisan ayına kadar bu marketlerin kapanması kararını almıştır. Böyle bir adımın gerçekleşebilmesi için pandemik bir hastalık ile karşı karşıya kalma zorunluluğunu, tahakküm ile oluşturulan bu sermayenin büyüklüğünü göstermektedir. Sadece normların dışında kalan vahşi hayvan tüketimi değil büyük ve küçükbaş hayvancılık da bu tahakküm ile sarmalanmıştır. Bu sarmalanmanın büyüklüğü  Amazonların 450,000 kilometrekare ormansız alanının büyükbaş hayvan çiftliklerine ayrılmış olması ya da daha geniş bir bakış ile Dünya topraklarının %45’inin hayvancılık için kullanılması ile görülür. Bu kadar bariz bir durum varken hala hayvan sömürüsünün hayatta kalabilmesi şaşırtıcı gözükse bile arkasında duran tehditlere bakıldığında o kadar da şaşırtıcı olmadığı bellidir. (Dorothy Stang, José Isidro Tendetza Antún, Jairo Mora Sandoval gibi isimler bu tehditin örnekleridir. Türkiye’de 2019 yılında kaybettiğimiz, adalardaki atlar için gerçekleşen yaşam nöbeti alanına da ismini veren Burak Özgüner’i düşünebiliriz)

 İçinde hayvanların bedeni olan bir yemek yediğimizde onun kuzu, inek ya da başka bir canlı olduğunu düşünmeyiz. Kesim, ambalajlama, soslama bunlar gerçekleşmeden önce ne olduklarını bize unutturur. Dilde de pratik edilir. Kıyma, pirzola gibi isimler konulur ya da mecazlarımızın içinde kayıp göndergeye dönüşürler. Hayvan bedeninin tüketilmesi  bir kayıp gönderge olarak aramızda dolaştırken, karşısında duran eylemler de bu kayıp göndergenin içine yedirilir. Bu yedirme ise ekoloji bunalımının ‘hepimizin’ sorunu olarak gösterilerek, makro düzeydeki önlemler -yukarıda bahsettiğim istatistiklere karşı ya da tam içinden yapılacak bir müdahale gibi-  yerine mikro   düzeyde önlemlerle -bulaşığı elde yıkamak yerine makinede yıkayıp su tüketimini azaltmak- atanan aktörler olan hepimize tatmin verilmeye çalışılır. Verilmeye çalışılan tatmin meseleyi basitleştirerek yeniden içinde güvenli bir yere koyar. Keza İKSV’nin gerçekleştirdiği Yedinci Kıta isimli serginin ana sponsoru Koç Holding in Kaz Dağları’nda hinterlandı olması güvenli bölgelerin bildiklerimizdendir. Bu mikro eylemler doğanın tekrar dengesini sağlamak için verildiği söylenir. Ancak denge normlarla çevrilmiş bir kavram olmaktan öte tamda normatif olmaktan çıktığında oluşur. Korona sonrası insanların sokağa çıkmamasıyla Venedik te kanalların kendi kendine temizlenmesi ya da dünyada hava kirliliğinin azalmaya başlaması bu normlardan sıyrıldığımızda ne olduğunu gösterip, dengenin ne olduğunu hatırlatır.

İnsan olan ve insan olmayan arasındaki ilişki ” …çeşitlilik içermeli, merkeziyetçi olmamalı, öğeleri hiyerarşik değil birbirlerine tamamlayıcı bir düzenleme göstermelidir.” *

Diğer türlü bugün de, kendimiz yarattığımız insan merkezci şablonun içerisine sıkışarak kendi yarattığımız hastalıklarla, paylaştığımız tek alan olan Dünya ile başa çıkmaya çalışırız.

https://www.acmicrob.com/microbiology/the-impact-of-climate-change-and-other-factors-on-zoonotic-diseases.php?aid=220

*Rolf Cantzen,Daha Az Devlet Daha Çok Toplum, İstanbul: Ayrıntı 2000,225

Carol J. Adams, Etin Cinsel Politikası, İstanbul:Ayrıntı 2019

http://www.sivilsayfalar.org/2019/10/03/hayvanciligin-amazon-yanginlari-ve-iklim-kriziyle-iliskisi/

Amazon Yangınları ve Et Tüketimimiz Arasındaki Kısa Yol

Related Posts

Yorum Bırak