Ana Sayfa Kadın COVİD-19 SÜRECİNDE ÜNİVERSİTELİ KADIN OLMAK

COVİD-19 SÜRECİNDE ÜNİVERSİTELİ KADIN OLMAK

gönderen Serüven Dergisi

Berivan Tekin-

Covid-19 süreci tüm dünyayı kasıp kavururken biz üniversiteli kadınları pandemi ile birlikte patriarkanın yeniden üretim alanı olan aile evlerine dönmeye ve aile içi görünmeyen emeğinbir parçası olmaya mecbur kıldı. Bu sömürünün bir parçası olmayı kabul etmeyen kadınlar patriarkanın ailenin üstündeki ve pek tabi içindeki erkek hiyerarşisinin yargılamasıyla karşı karşıya kaldı. Kötü evlat olmakla, hiçbir işe yaramamakla yargılandık benzer şekillerde olmakla birlikte kimi kadınlar psikolojik manipülasyon ve şiddetle kendi evlerinde kendi odalarında kendi aileleriyle mücadele etmek zorunda kaldılar. Covid-19 sürecinde artan aile içi şiddet ve kadın cinayetleri istatistiklerine baktığımız da gördüğümüz şey hem kadın mücadelesinin önemini hem de patriarkanın nasıl da ikiz yüzlü olduğunu gözler önüne seriyor, kıpırdamadıkça da hissedemediğimiz zincirler en ufak bir karşı çıkışta boynumuza dolanan eller olarak gün yüzüne çıkıyor. Bizler üniversiteli kadınlar olarak hem online eğitimin getirdiği eşitsizliklerle hem de kadın kimliği üzerinden dayatılan sorumluluklarla kıpırdayamaz durumda bırakılmak isteniyoruz. Şimdi hem online eğitim sürecindeki eşitsizliklere hem de aile içlerinde bizi erkek kardeşlerden, aynı sıraları paylaştığımız erkeklerden ayıran noktalara değinelim. Online eğitim süreciyle birlikte bir ihtiyaç olarak karşımıza çıkan İnternet, bilgisayar vb. teknolojik ürünler olmakla birlikte aynı zamanda dersleri dinleyebileceğimiz özel bir alan ihtiyacı ortaya çıktı bu ihtiyaçlar yerine getirilmediği takdirde bizleri ulaşılabilir eğitim üzerinden zora sokmakta. Bir diğer yandan ise kadın kimliğine toplumsal baskı ile yüklenen sorumluluklardan bahsedelim. Bu konu hakkında bahsetmeye zorunlu olarak kadının görünmeyen emeğinden kadının ev içerisinde ücrete tabi tutulmayan artı değerinden zihin ve kol gücünden birkaç örnekle devam etmek istiyoruz. Bulaşıkları yıkamak, yemek yapmak, evin temiz ve düzenli olmasını sağlamak, ev içerisinde bulunan bireylerin temel ihtiyaçlarını karşılamak, alışverişe çıkmak bireylere psikolojik temel de sevgi ve ilgi göstermek onların sorumluluklarını sırtlamak vb. daha birçok görünmeyen emek sıralayabiliriz. Bu gibi pek çok sorumluluk sırtlarımıza erkek egemen sistem ile yüklendi. Hem uzaktan eğitimin getirdiği zorluk ve sorumluluklar hem de aile evlerimizde kadın kimliğine yüklenmek istenen görevler varken nasıl eğitimimize zaman ayırabiliriz. Kendimizi ve çevremizdeki kadınları kendi ailelerinden nasıl koruyabiliriz ya da neden korumak zorundayız. Erkek Egemen sistem kadının artı değerini, fiziki gücünü, aklını kendi tekelinde döndürmek beden ve emek sömürüsünün fark edilmemesini sağlamak adına bizlere hem duygusal hem de fiziki olarak belli kalıplara sokar. Bizler bu kalıplar içerisinde debelenip dururken onlar ise sırtlarımıza hangi sorumlulukları yükleyeceklerini düşünürler işte tamda bu yüzden kadın mücadelesinin ne kadar önemli olduğunun farkındayız. Her gün yeni bir kadın cinayeti haberi ile uyanmaktan sıranın ne zaman bizlere geleceğini düşünmekten yorulduk. Bizlere üstlenmediğimiz sorumlulukların tekelinde yakıştırılan sıfatlardan hakkımız olanı alamamaktan dolayı öfkeliyiz ve her an bir mücadele vermeye mecbur bırakılıyoruz. Bizlere yüklenen bu sıfatlardan, sorumluluklardan kurtulmak istiyorsak ne yapmamız gerektiği açıkça ortadadır. Kadın mücadelesinde yer almak en başında kendi ailelerimizdeki kadınları, kendimizi bu mücadele alanı üzerinden bilinçlendirmemiz gerekir. Bizler kadın kimliğine sahip üniversiteliler olarak kendi bulunduğumuz alanlarda mücadeleler verdik. Erkek egemen sisteme karşı boyun eğmedik belki de bu yazıyla birlikte birçok kadın arkadaşın gözlemlediği eşitsizlikleri bizler nedenleri ve amaçları ile birlikte gözler önüne serdik. Üniversiteli kadın arkadaşlarım, tüm dünya kadınları hepimiz biliyoruz ki patriarkanın yarattığı erkeklik ile başımız dertte bu erkekliği bulunduğumuz sistem içerisinde gözlemliyor, görebiliyoruz. Peki hem bu toplumsal sistem içerisinde yaşayıp bu sistem ile nasıl mücadele edeceğiz. Biz üniversiteli kadınlara düşen bulundukları alanlarda erkek egemen sistemin saldırılarına karşı ses çıkarmak, tacizlere karşı tacizciyi teşhir etmek, başlarına gelen durumları hukuki alanda yargısal boyutlara taşımak

sorumlulukları yükleyeceklerini düşünürler işte tamda bu yüzden kadın mücadelesinin ne kadar önemli olduğunun farkındayız. Her gün yeni bir kadın cinayeti haberi ile uyanmaktan sıranın ne zaman bizlere geleceğini düşünmekten yorulduk. Bizlere üstlenmediğimiz sorumlulukların tekelinde yakıştırılan sıfatlardan hakkımız olanı alamamaktan dolayı öfkeliyiz ve her an bir mücadele vermeğe mecbur bırakılıyoruz. Bizlere yüklenen bu sıfatlardan, sorumluluklardan kurtulmak istiyorsak ne yapmamız gerektiği açıkça ortadadır. Kadın mücadelesinde yer almak en başında kendi ailelerimizdeki kadınları, kendimizi bu mücadele alanı üzerinden bilinçlendirmemiz gerekir. Bizler kadın kimliğine sahip üniversiteliler olarak kendi bulunduğumuz alanlarda mücadeleler verdik. Erkek egemen sisteme karşı boyun eğmedik belki de bu yazıyla birlikte birçok kadın arkadaşın gözlemlediği eşitsizlikleri bizler nedenleri ve amaçları ile birlikte gözler önüne serdik. Üniversiteli kadın arkadaşlarım, tüm dünya kadınları hepimiz biliyoruz ki patriarkanın yarattığı erkeklik ile başımız dertte bu erkekliği bulunduğumuz sistem içerisinde gözlemliyor, görebiliyoruz. Peki hem bu toplumsal sistem içerisinde yaşayıp bu sistem ile nasıl mücadele edeceğiz. Biz üniversiteli kadınlara düşen bulundukları alanlarda erkek egemen sistemin saldırılarına karşı ses çıkarmak, tacizlere karşı tacizciyi teşhir etmek, başlarına gelen durumları hukuki alanda yargısal boyutlara taşımak en tabi görevdir, aynı durumlar aile içerisine geldiğinde ise duygu ve aile bağları adı altında yumuşatılmaya görmezden gelinmeye çalışılır. Erkek egemen sistemin istediği de tam olarak budur. Erkek egemen ve kapitalist sistemde emeğimizi ve haklarımızı her alanda korumak zorundayızdır. En ufak bir görmezden gelmeye bile yer bırakmamalıyız. Bu noktada kadın mücadelesinin her alandaki önemi gözler önüne serilir. Üniversitelerde aynı sıraları paylaştığımız aynı yollardan farklı deneyimlerle de olsa yürüdüğümüz kadın arkadaşlarımız hem kadın kimliği hem de erkek egemen sistemin yüklediği sorumluluklardan bıkmadık mı?

Bu yüklerden ancak kadın mücadelesinde var olarak bilinçlenerek ve bilincimizi örgütleyerek düzlüğe çıkabiliriz. Kadınlar vardır ve kadınlar var oldukça kadın mücadelesiyle kadın kimliğimizle her alanda var olmaya devam edeceğiz.

Related Posts

Yorum Bırak