Ana Sayfa Kadın KADIN MÜCADALE SERÜVENİ İÇİN İLERİ

KADIN MÜCADALE SERÜVENİ İÇİN İLERİ

gönderen Serüven Dergisi

Ezgi Çetinkaya-

Kadınlar yüz yıllar boyunca savaş, av ve yönetimde en ön saflarda durmuş hatta liderliği göğüslemiştir. Kadınların ev içine kapatılıp günümüzde ’’ erkek işi ’’ olarak adlandırılan alanlardan kademe kademe çıkarılma durumu kadınları ikincil cins konuma getirmiştir. Erkek, çocuk, akabinde tüm ailenin sorumlulukları kadının üzerine yıkılmış ve bu sorumluluklar için var olduğu düşünülmüştür. Ancak bu durum bir düşünceden fazlası, ezme ezilme akabinde sömürü ilişkisi pozisyonundadır.  Ve son kertede erkek egemen kültür var olduğu bütün sistemler ile ittifak ilişkisine girişmiştir. Geçmişte bölgesel olarak olsa bile ilkel toplum, köleci toplum ve feodal toplum ile günümüzde ise kapitalizm ile iç içe geçmiştir. Ve Patriarka, gelecekte kurulması olası olan sistemler içinde de mutlaka kendisine yer bulacaktır.

Günümüze dönecek olursak modern/kapitalist patriarkal toplum, ikiye ayrılma durumundadır. Kişilerin ihtiyaçlarını karşılayacak şeyler ve insan soyunu üretmek ve yeniden-üretimini sağlamak. Bu iki durumu da açacak olursak; 

1. Piyasaya yönelik olarak sürdürülen mal üretimi ya da toplumsal üretim.

2. İnsan soyunun, daha da özele indirgediğimizde emekçi sınıflarda emek gücünün üretilmesine ve yeniden üretilmesine yönelik sürdürülen özel üretimdir.

Özel üretim, kadınların karşılıksız ev emeğinin esas alanı tam da burada ’’ yeniden-üretim ’’de yatmaktadır. Karşılıksız ev emeği ise patriarkal kapitalizmin örgütlenmesinde omurga kemiklerinden bir tanesidir. Karşılıksız ev emeği ile yeniden üretim, kapitalizmin tarihsel olarak ön koşularından birisi olma durumunu da üstlenmiştir. Bu sömürü zinciri içinde kadınlar daima ezilen konumundadır. Hatta ezilenin ezileni demenin de yanlış olacağını düşünmüyoruz.

Kapitalist/ Patriarkal toplumda her alan ister özel ister kamusal olsun biz kadınlar için bir mücadele alanıdır. Çünkü bizler yaşamın her alanında ötekiyiz. Eşit işe eşit ücret taleplerine hala birçok iş yeri gözlerini ve kulaklarını kapatmış durumda. TÜİK’in son araştırmalarına göre T.C de aynı işi yapan kadınlar, erkeklerden %20 daha az ücret alıyor. Lise altı eğitimlerde ise bu rakam %40’lara kadar çıkıyor. Bizleri yurttaş olarak eşitleyen burjuva devleti, ekonomik sistemi olan kapitalizmin sömürü çarkının ‘’özel’’ bir kısmını bizlere ayırmış bulunmakta. Hal böyleyken biz kadınların ön koşul olarak sömürü çarkını durdurup kadınları ikinci cins konumuna getiren maddi koşulları ortadan kaldırması gerekir. Fakat sevgili kadınlar yukarıda belirttiğimiz gibi ’’Patriarka, gelecekte kurulması olası olan sistemler içinde de mutlaka kendisine yer bulacaktır.’’ bu nedenle maddi koşuları ortadan kaldırmak, erkek egemen kültürü ortadan kaldırmak olarak anlaşılmamalıdır.

Kadınların kurtuluş mücadelesi, kadın sömürüsünün sosyalizm koşullarında maddi temelinin ortadan kaldırılmasından sonra da hız kesmeden devam etmek zorunluluğundadır. Pek sevilen ’’ Hiçbir patron koltuğunu severek terk etmeyecektir.’’ sözünü bizlerde hiçbir erkek kadınlar üzerindeki özel ve kamusal alanlardaki egemenliğini severek terk etmeyecektir demekten asla çekinmiyoruz.

Kapitalist Patriarkal sistemin bir diğer kolu olan eril eğitim sistemin üniversite alanında kadın olmanın ne demek olduğuna da değinmek isteriz. Üniversitede kadın olmak, egemen tarih yazıcıları erkek bilim insanları, erkek savaşçı, erkek sanatçı vb. öncü kişiliklerin başarı hikâyeleri ile zihnimizi donatırken, kadın bilim insanları, kadın savaşçılar, kadın sanatçılar vb. kişilerin başarı hikâyelerini ya hiç duymamak ya da değinilerek öğrenmek durumunda kalarak cinsimize yabancılaşmamız demektir. Üniversitede kadın olmak, yüksek lisans vb. programlarına girmek istediğimiz de ’’hocamız!’’ tarafından tacize maruz kalmak demektir. Ve iddia ediyoruz ki burada üniversitede kadın olmanın onlarca zorluğunu sıralayabiliriz. Bu duruma ise aktüel olarak her gün bir yenisi eklenmektedir.

Bizler genç, üniversiteli kadınlar olarak kadın sömürü, ötekileştirme, yabancılaşma ve cinsiyetçilik zincirinin kolları olan üniversitelerden sesimizi yükselterek, eril akademiye geçit vermemek için yola koyulduk.

Bu yola çıkarken de kadınlar hangi sınıftan, ulustan, ırktan, etnik kökenden olursa olsun ataerkil yapı ve ilişkilerin egemenliği altında ezildiğinin bilincinde olarak bütün kadınlarla, kadınların kurtuluşu için kesintisiz bir mücadele perspektifini benimsedik.

Evet sevgili kadınlar, bütün kadınlar için!

Related Posts

Yorum Bırak