Ana Sayfa Kadın KADINLAR VE AKADEMİK MÜCADELELERİ

KADINLAR VE AKADEMİK MÜCADELELERİ

gönderen Serüven Dergisi

Berfin Atabay-

Yaşamlarımız boyunca her daim sorunların ,engellerin ve hakkımız olan yaşama özgürlüğünün savaşımında olduğumuz bir dünyadaydık, fakat biz kadınlar hayatımız boyunca karşımıza çıkan her engeli zorlayarak ve bunu zaferle kazanıma ulaştırarak yaratılan tüm zorluklara karşı mücadele ettik ve her mücadelenin daha ilerisine gitmeyi hedefledik. İşte bu hak arayışlarından biri de kadınların eğitim alanlarına girme serüvenidir.

Üniversiteler kadınların en doğal hakkı olarak tanımladıkları yüksek öğrenim hakkıdır. Çünkü kadınlar kazanımlarının bir kısmında eğitim alanları için de mücadele etmişlerdir bu yüzden kadınların kendilerini temsil ettikleri bir nokta da üniversitelerdir.Temsil önemli fakat kadınların nerede, yani akademik hiyerarşinin neresinde temsil edildiği çok daha önemli bir soru.Toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin patriarka tarafından ne kadar ulvi bir şey olduğunu biliyoruz. Fakat bu tabuyu gerek teoride gerek pratikte yerle bir ederek onların karşısında duracağız.

İspanya’da üniversiteye giden ilk kadın ve feminist hareketin öncülerinden olan Concepcion Arenal 1841 yılında, aile bireyleri ionaylamasa da İspanya’da üniversiteye kaydolan ilk kadın olarak hukuk fakültesine girdi. Kızların okula gitmesi yasak olduğu için erkek kıyafetleriyle gizlice üniversiteye giden Concepción Arenal, İspanya’da kadın hareketinin öncüleri arasında yerini aldı. Geleceğin Kadını adlı eseri (1869) ülkede kadın hakları konusunda ilk çalışmasıydı. Kitabında biyolojik nedenlerle kadınların aşağılanmasını öngören teori ve politikaları eleştiriyordu. Kadın ve erkek eğitiminde dikkate alınması gereken farklılıklar, kadınlar için iyi bir eğitim organize etmek konusunda görüşlerini açıkladı.

Arenal’in başarıları büyük ölçüde muhafazakar olan İspanya için olağanüstüydü. O eserlerinde kadınların toplumdaki rolüne, erkek ve kadınlar için cezaevlerinin durumuna, Geleceğin Kadını kitabı ve makaleleriyle kadınların mevcut durumu, eğitimi, ve çalışma yaşamındaki konumlarına ağırlık verdi. Ölümüne kadar kadınların kamu alanında görünür hale gelmeleri için çaba harcadı.

Osmanlı döneminde kurulan İnas Darilfünun üniversitesi karma eğitim görülen bir üniversiteyken 1. Dünya savaşının bitiminden sonra Maarif Nazırı Ali Kemal, Darülfünun Müdürü Ahmet Naim’e İnas Darülfünunu’nun kapatıldığını ve kadın öğrencilerin Darülfünun’un Fen ve Edebiyat fakültelerindeki erkek talebelerle birlikte okuyacağını bildirdi. Darülfünun Müdürü, kadın ve erkek öğrencilerin birlikte eğitimine karşı çıktı. Aynı binada fakat kadın ve erkek öğrenciler için sabah ve öğleden sonra olarak, iki program hazırladı. Karma eğitimi savunan öğretim görevlileri ve kadın öğrenciler örneğin laboratuvar derslerinin birlikte yapılmasını önerdiler.Fakat istekleri kabul edilmeyen Kadın öğrenciler, erkek öğrencilere verilen kalitede eğitim hakkı talebiyle, kendi sınıflarını boykot ettiler, erkek öğrencilerin derslerine girdiler.

Bu sistematik süreçte sadece kadınları ötekileştirmekle kalmayarak daha sonrasında kadınların tamamen üniversiteden uzaklaştırarak eğitim haklarını bitirmeye çalışılan erkek egemen ideolojisinin temsilcilerine karşı kadınlar bu sisteme boyun eğmeyerek sistemi eleştirdikleri Osmanlıda çıkarılan ilk feminst dergi olan “Kadınlar Dünyası”nı çıkarmışlardır. Kadınlar Dünyası’nda ( 4 Nisan 1913 Kadınlar Dünyası yayımlandı) , yüksek öğrenim hakkının kadınlara da tanınması için her kesimden kadının katıldığı bir kampanya başlatıldı. Kadınlar Dünyası’nın talepleri

• Kadın erkek eşitsizliğine karşı çıkılmalı.

• Kadınlar da çalışma yaşamına entegre edilmeli.

• Kadınlar için de yükseköğrenim olanakları sağlanmalı.

• Kadınlar kamu kuruluşlarında da çalışabilmeli.

“İstediğimiz, hakkımız şudur: Biz kadınlara da Darülfünun’un kadın bölümleri açılmalıdır.Söylememiz ve istememiz kesinlikle engellenemez. Çünkü hakkımızdır, insanlık hakkımızdır.” Diyen kadınlar Darülfünün‘da kadınlar için düzenlenen konferansları başlattı. Bu konferanslar ise, Türkiye’de kadınların yüksek öğrenime katılmaları sürecinin başlangıcı oldu. Darülfünun konferans salonunda haftada dört gün, 14:00–16:15 arasında yapılan konferansları, 700’e yakın kadın büyük ilgiyle izledi.

Kadınların verdiği uzun ve uğraşlı mücadele zaferle sonuçlanarak eğitim haklarına ve istedikleri bölümlere girerek 13 Ocak 1923’de karma eğitime geçildi.

Sistemin kadınlara dayattığı cinsiyet eşitsizliğin en çok görüldüğü noktalardan biri olan Üniversiteler de patriarka neden kadınları üniversitelerde görmek istemiyor? Çünkü kadınların ne kadar eğitimli olurlarsa olsunlar evde kalmalarının istendiğine ve bunun da erkek egemen bir iş ortamı yaratmaya yardımcı olduğuna bu sistemin böyle sürüp gideceğine inanmışlardır.Bu düşünce halen daha sürmektedir. Kadın üniversitelerinin dayatıldığı ve Osmanlı döneminde gördüğümüz karma eğitime karşı olarak sadece kadınların bulunduğu bir üniversitenin açılmasında bu günlerde de amaçlarının ne doğrultuda olduğunu biliyoruz fakat bu mücadelede de sizlere istediğiniz şeyleri vermeyeceğiz. Sizlere kadın üniversitelerini açtırmayacağız bizi ötekileştirmenize, toplumdan kopuklaşmamıza neden olacak bütün kararlarınıza ,sizin sisteminize boyun eğip kendi benliklerimizde kaybolmayacağız.

Geçmişten bugüne uzanan mücadele serüvenimizin kararlılığıyla alanlarda,sokaklarda,meydanlarda olmaya ve hak arayışımızı sürdürmeye devam edeceğiz.

Related Posts

Yorum Bırak