Ana Sayfa Kadın LGBTİQ+ OLARAK BEN NEREDEYİM ?

LGBTİQ+ OLARAK BEN NEREDEYİM ?

gönderen Serüven Dergisi

Sare Kömürcü –

Türkiye’deki LGBTİQ+ olarak 2003 yılından bugüne kadar gittikçe büyüyen bir kalabalık ile her alanda örgütleniyor, şarkılar söylüyor, dans ediyor, varlığımızı kutluyoruz. Düşenimiz oluyor kaldırıyoruz, sevincimiz bir, isteklerimiz ve özlemlerimiz aynı. Bu yıl Onur Haftamızı dijital platformlarda da coşkuyla kutladık ve tabii ki yaşamını yitiren LGBTİQ+ bireylerini de unutmadık. Her yıl olduğu gibi türlü haksızlık, şiddet, taciz ve damgalanmayla mücadele eden lubunyalar olarak soruyoruz: “Ben neredeyim?”

Dünya’nın pek çok ülkesinde olduğu gibi Türkiye’de de devam eden homofobi, transfobi, bi+fobi, interfobi, artıfobi had safhada. Ev içinde çocukluk yıllarında başlayan şiddet, taciz ve baskı, sokaklarda, mekanlarda, iş yerlerinde, eğitimde, yasalar önünde karşımıza çıkıyor. Sömürüye dayalı ve güvencesiz iş yerleri, eşit olmayan çalışma şartları, nefret cinayetleri, evsiz kalmak ve işsizlik, heteroseksizme dayalı aile evlerinde görülen şiddet, damgalanma ve psikolojik baskı, dinen gerekçe görülüp yapılan saldırılar, taciz ve tecavüz, kolluk kuvvetlerinin “emir” adı altında gerçekleştirdiği şiddet, yasaklar, hukuken eşitsizlik, siber zorbalık, nefret söylemleri… Tüm bunlar ve daha fazlası LGBTİQ+ bireylerinin her gün duyduğu, gördüğü ve maruz kaldığı insan haklarına aykırı durumlardır. 2003’ten bu yana hem sosyal medyalarda hem de sokaklarda varoluş kutlamalarımızı, her türlü müdahaleye karşı sürdürüyoruz, sürdüreceğiz. 4 Ocak 2015’te yaşamına son veren Eylül Cansın, ölmeyi seçmek zorunda bırakıldığı günü “Benim en güzel günüm” diye tanımlayarak aslında Türkiye’deki LGBTİQ+ bireylerin yaşamını ve toplumun dayattığı nefret söylemlerini bize özetlemiş oluyor. Son videosunda söylediği gibi, yapamamıştı. Yapmasına izin verilmemişti. Yaşam özgürlüğü, insan hakları Eylül Cansın’a verilmemişti. Ardından 5 yıl geçti ve LGBTİQ+ bireyler hala öldürülüyor, şiddet görüyor, tacize uğruyor, intihara sürükleniyor. Toplumun ve ataerkil devlet sisteminin ayrımcı, dışlayıcı politikaları devam ettiği gibi, bizler her gün haklarımızı alana kadar bu sisteme isyan ediyor, mücadelemize devam ediyor olacağız. İşte bu noktada: açılan, açılmayan, susmayan, susmak zorunda bırakılan, topuklusuyla sokaklarda salınan, gizlice aşkını yaşayan, aktifi, pasifi, kadın seveni, erkek seveni, yalnız takılanı, kolileşeni, kimliksizi, “Bu beden benim değil” diyen transları, travestileri, gönlü herkese yeten biseksleri… Çeşitli bireyleri, yönelimleri, kimlikleri, fikirleri, görüşleri ve aşkları… Ataerkil sistemi, heteroseksizmi, sistematik şiddeti, yalnızca iki cinsiyeti savunan düşünceleri yıkana kadar; aşkımız, renklerimiz ve birlikteliğimiz ile varlığımızı sorguluyor, istediğimiz güvenli hayatlarımızı alana kadar susmuyor, inadına isyan ediyoruz!

Yönelimler, kimlikler, performanslar ve oluşlar nehrinde yıkanarak temaşa eden ya da nehre hiç girmeyip güneşlenen lubunyalar olarak diyoruz ki, bu nehirde, bu şehirde “ben neredeyim”. Salgında hayatların heteroseksizmle çevrili atanmış aile evlerine sığdıramayanlar, güvencesiz ve sömürüye dayalı işlerde çalıştırılan, salgında işinden olan, beldesiz kalan gacılar; özgürlükleri derdest edilmiş, virüse serbest, insana yasak sınırlarda daha güvenli bir hayat özlemindeki LGBTİ+’lar olarak soruyoruz: “Ben neredeyim?”

Related Posts

Yorum Bırak