Ana Sayfa Kadın TOZ

TOZ

gönderen Serüven Dergisi

Ezgi Çetinkaya

“Erkek egemen ideoloji, tarihi ve tarih anlatısı, biz kadınların tam da bugün ki toplumsal rolüne tutsak etmiş ve var olduğu andan bu yana katiller ve tecavüzcüler üzerine tozlu bir duygusallık perdesi çekmiş, Öfkeli baba, saplantılı aşık, kıskanç koca ve nicelerini her seferinde bir sıfat koyup hikayeleştirmiştir. “

Unutmamak ve haykırmak her seferinde, katil de sensin tecavüzcü de!

Erkek egemen ideoloji, tarihi ve tarih anlatısı, biz kadınların tam da bugün ki toplumsal rolüne tutsak etmiş ve var olduğu andan bu yana katiller ve tecavüzcüler üzerine tozlu bir duygusallık perdesi çekmiş, öfkeli baba, saplantılı aşık, kıskanç koca ve nicelerini her seferinde bir sıfat koyup hikayeleştirmiştir.
Masalları anımsarız sevgili kadınlar ve tanırız bize aşıladığı sözde yerimizi! Sahi nereydi oralar? Saat on ikiye varmadan kalkması gereken bal kabağı arabası mı, beyaz atlı prensin bekleneceği bir kalenin en üst katı mı ,yoksa gözlerimiz yaşlı oturup kaldığımız rıhtım mı?
Evet, belki tam da orasıydı. Gasp ettiği yaşamı ancak ve ancak böyle örebilirdi.
Öğretilmiş duygusallık ağları ile.
Peki ya masallara uymaz isek on ikiye bal kabağını parçalar, kulelere sığmaz ve bizler nice serüvenlere yelken açmak için düşersek yollara…
Ve katilleri, sıfatları ve hikayeleri ile anmak yerine yalnızca katil erkek diye haykırırsak sokaklarda, amfilerde, meydanlarda yaşamın her alanında…

Yeni girdiğimiz 2020’nin Ocak ayında 27 kadın katledildi ve hepsi erkek egemen ideolojinin kendilerine biçtikleri düşünsel haklar ile bir kadını katletme hakkı gören erkekler tarafından gerçekleştirildi.
Ve bir sıra arkadaşımızın ise nerede olduğunu bilmiyoruz.

Dersim’de üniversite öğrencisi olan Gülistan Doku, Munzur Üniversitesi Tunceli Meslek Yüksekokulu Çocuk Gelişimi Bölümü 2. sınıf öğrencisiydi.
Gülistan’dan, 5 Ocak 2020 Pazar gününden beri haber alınamadı ailesi ve sıra arkadaşları kayıp olduğu günden beri onun akıbetini soruyor.
Peki ya Gülistan’a ne oldu?
Gülistan kaybolmadan önce erkek arkadaşı Zainal Abrokov ile görüştüğü tespit edildi.
Abrokov ile bir gün önce tartıştığı öğrenildi ve kaybolduğu gün ise Abrokuv’un çalıştığı yere giderek yeniden tartıştıkları mobese kameraları tarafından kayda alındı. Bu görüntüler Gülistan’nın kişi ile görüştüğü son görüntüler oldu. Sonra ki kamera görüntüsünde ise, Gülistan otobüse bindikten sonra, her yeri 24 saat mobese kameraları ile izlenen Dersim’de bir daha görüntülenemedi.
Abrokov’un Gülistanın kaybolduğu günden sonra çalıştığı kafeye bir daha gitmediği ve telefonun da kapalı olduğu öğrenildi. Polis üvey babanın ise, oğlunun diş telleri için il dışına çıktığını ve telefonunun bozuk olduğunu söyledi.
Hal böyle iken Gülistanın alıkoyulma veya katledilmiş olma ihtimali gözardı edilerek
yalnızca intihar ihtimali üzerine duruldu. birinci fail niteliğinde olan Zainal Abrokov ile ilgili açık ve net kamuoyu bilgilendirilmedi. Çünkü daha önce bu kişinin yurt dışına çıktığı, sonra ise gözetim altında olduğu belirtildi.
Ve gözetim altında olan kişinin ifadeleri kamuoyuyla paylaşılmadı aksine intihar ihtimali göz önünde tutularak, Gülistanın dolabında 2018’den kalma bir not, intihar mektubu olarak gösterildi.
İntihar söylemini öne çıkaran durum ise Uzunçayır Baraj Gölü Dinar Köprüsü mevkiinde su altında bulunan ismi yazılı reçete, notlar ve arkadaşından aldığı makastı.
Fakat geçtiğimiz günlerde ise Doku’nun ailesi Jandarma Arama Kurtarma ekiplerinin Gülistan’ın barajda olmadığına dair tutanak tutarak, aramalarını durdurduğunu aktardığını belirtti.
İntihar ihtimali böylesine çürürken öte yandan mahkeme Gülistan’nın Zainal Abrokov tarafından kaybedilmiş olma ihtimali gözardı mı ediliyor yoksa ettiriliyor mu sorusu bizleri sarıp sarmalıyor.
Ve sıra arkadaşları Gülistanın nerede olduğunu soruduğunda ise kolluk kuvvetleri
tarafından saldırıya uğruyor.
Soruyoruz,
Doku’nun bulunmaması ile gizlenmek istenen nedir ve kimler neden korunmaktadır?
Çok iyi biliyoruz ki erkek egemen yargı bizler bir dalga olup, rahat koltuklarını alabora etmediğimiz sürece çığlıklarımızı duymayacak ve yalnızca katilerimizi aklamaya ve onun doğrultusunda yeni katiller yaratamaya devam edecektir. Bizler nasıl ki Şule’nin aklanmış katillerini mücadelemiz ile yargılattık isek Gülistan’ı savunacağız çünkü Gülistan Doku’nun çığlığı olmak tıpkı yeryüzünde kaybedilen ve katledilen milyarlarca kadın için olan kavgamıza sahip çıkmaktır.

Tıpkı kadın cinayetlerinin yağlı ilmek, kelepçe ve kurşunla mutlak olarak durdurulamayacağı bilmek ve sebep olan, erken neolitik dönemde günümüze dek mülkiyetin gelişimi ile birlikte gelişerek ve tanrı/kral/elçi yönetimiyle meşrutiyetini kazanmış erkek egemen ideolojiyi
var eden koşulları alaşağı ederek ve devamında mücadelemizi büyüterek kadın cinayetlerini, tecavüzü ve tacizi durdurucağımız gibi.

Vakit, yeryüzünün en ücra köşelerine dek süzülmüş, somut ve soyut olarak hayatlarımız üzerinde hakimiyet kurmak isteyen erkek egemen ideolojiyi tanıma ve onunla mücadele saflarını oluşturma günüdür.
Ne bir gün ileri ne birgün geri tam da bugün sevgili kadınlar, geçmişin ve geleceğin üzeride ki duygusallık ağları örülmüş, bizim olmayan yasalar ile meşrulaştırılmış hakimiyet altına alınan yaşam için tam da bugün…

Kurtuluş için üflemeliyiz hep bir ağızdan ve defetmeliyiz tozları yeryüzünden!

Related Posts

Yorum Bırak