Ana Sayfa Perspektif EZİLENLERİN PEDAGOJİSİ’NDEN EZİLENLERE KALAN

EZİLENLERİN PEDAGOJİSİ’NDEN EZİLENLERE KALAN

gönderen Serüven Dergisi

Ferhat Ergen-

Üzerine yazacağımız konu Freire’nin ‘’Ezilenlerin Pedagojisi’’ kitabı. Verdiği pek çok eserde ve hayatı boyunca ezilenler safında gerçekleştirdiği pratiklerin özeti gibidir Freire’nin bu kitabı. Kitabın öyküsünü Freire şöyle dile getirir: “Ezilenlerin Pedagojisi’ne girişi oluşturan bu sayfalar, siyasi sürgünde geçen son altı yıl boyunca yaptığım gözlemlerin sonucudur. Bunlar, Brezilya’daki eğitim faaliyetleri sırasında edindiğim gözlemlerle zenginleştirilmiştir”

Ezilenlere ve özel olarak ezme ezilme ilişkilerine dair yazılan her kitap ve genel olarak da sömürüyü teşhire yönelik üretilen her ürün değerlidir. Eğer bu ürün ezilenlerin cephesinden yazılıyorsa bu iki kat daha değerlidir. Bu değerin kendisini açığa çıkardığı ilişkilerde aldığı ‘’taraf’’tan ötürü hakeder. Freire’nin yaşamı ezilen olması ve ezilenlerle dayanışması üzerinden tarif edildiğinde ancak doğru anlaşılabilir ve onun eserlerinden çıkaracağımız dersler bu yaşamın onun eserlerine yansımasıdır. Freire’nin ‘’praksis’’e yaptığı vurgular başka türlüsünü mümkün kılmıyor hakeza.

Ezilenlerin Pedagojisi ezme ezilme ilişkilerinin incelenmesiyle başlıyor. Toplumsal olaylar, siyaset, eğitim, ahlak ve bir dizi insan etkinliği ve totalde ilişkiler bu temel ‘’ezme-ezilme’’  kontrolü altındadır. Bu kontrol mutlak, öncesiz veya sonrasız değildir, aksine tarihsel ve sonludur. Biz ise tarihin bu evresinde yaşayanlar olarak bu son ezme ezilme ilişkilerini ortadan kaldıracak özneleriz. Freire meseleyi tam bu noktadan başlatır. Yani öznenin özne olduğunun farkında olmamasının hemen öncesinin koşullarından. Şöyle der Freire  ‘’ Ezenlerin bilinci, kendisini çevreleyen her şeyi egemenliğinin bir nesnesine dönüştürme eğilimindedir. Yeryüzü, toprak, üretim, insanların yarattıkları, insanların kendileri, zaman her şey onun tasarrufundaki nesneler statüsüne indirgenir.’’ Ve devamla bu bu koşulların ezilenlerin mücadelesi üzerindeki etkisi için de şunu der ‘’ Özel bir problem, ezilenlerin ikililiğidir: Çelişkililerdir, bölünmüşlerdir, somut bir baskı ve şiddet durumunda biçimlenmişlerdir ve bu durum içinde varolmaktadırlar’’.

 Bu cümleler ezilmenin çarpıcı sonuçlarını bize gösteriyor. Ezilenlerin ürettikleri, zamanları ve hatta kendileri bile egemenlerin kurdukları egemenlik ilişkileri içinde nesneleştirilmiştir. Ezilme ilişkileriyle çevrelenen, kendi yaşamı üzerinde, bedeni ve emeği üzerinde söz hakkı kalmayan ezilenlerin bilinci de böyle şekillenir. Bu ilişki temel ilişki olmaya başlar.  Freire ‘’ Bir kez, bir şiddet ve ezme durumu kurulunca bu, içinde hapsolmuş olanların hepsi için tam bir hayat ve davranış tarzı doğurur; ister ezen ister ezilen olsunlar’’ diyerek özetlediği tarz zorunlu ve yıkılamaz değil aksine yazar ilişkinin sonucuna değinirken onun sürdürülememezliği ve ‘’insandışılığını’’ açığa çıkararak ondan kurtulmanın, onu ortadan kaldırmanın mümkün sınırlarını da bize gösteriyor. Bu ilişkileri aşmanın mümkün sınırları bir ampirik formülasyon veya sihirli değnek değildir. Tam bu noktada Freire’nin ‘’bilinçlenme’’ dediği ezilenlerin ezildiğinin farkına varılması durumudur. Freire bu noktada özellikle eğitime önem özel atfeder. İki temel eğitim tarzı olduğunu ve bunların ezme ve ezilmeyi kapsadığını söyler: Bankacı eğitim ve diyalogcu eğitim.

Bankacı eğitim eşitsizliği normalleştiren, bunu kabul ettiren yani ideolojik olarak bunu yeniden üreten bir yapıya sahiptir. Freire bunun karşısına problem tanımlayıcı yöntemi koyar. Çünkü der ‘’ Bankacı yöntem insanların içinde bulundukları konumu, kaderci algılamalarını doğrudan veya dolaylı pekiştirirken, problem tanımlayıcı yöntem durumu, bir problem olarak sunar.’’ İşte Freire’ye göre ezmenin ortadan kalkması onun bir problem olarak görülmeye başlanmasıyla başlar. Fakat Freire burada bırakmaz. Aslında bıraksaydı belki de ilişkileri gerçek ifade etmesi bakımından doğru ama bununla yetinmesi bakımından eksik veya bankacı bir yöntem bırakırdı. Aksine Freire bu noktada kullandığı materyalist ve diyalektik yöntem sorunu kavradığında bırakan değil onu edime dönüştüren bir zorunluluğa götürüyor. Şöyle der Freire ‘’Özgürleşme sürecine giren radikal, ezenin şiddeti karşısında edilgen kalamaz’’ bu bize Marks’ın ‘’ Bütün filozoflar dünyayı yorumlamakla yetindiler ama aslolan onu değiştirmektir’’ sözünü hatırlatıyor.  Freire’nin alıntısı bize ezilenlerin şiddetinin meşruiyetini ve ezenlerin ‘’ezen’’ olmasından kaynaklı şiddetinin meşru olmadığını vurgular. Bu vurgu ezilenler cephesinde lafazanlık ve aktivizim uyarısıyla beraber yapılır, kitapta şöyle der Freire ‘’ Eylemin feda edilmesi lafazanlığa, teorinin feda edilmesi ise aktivizme götürür. Ezme ezilme ilişkisinin farkına varmak onu teorisini yazmak yetmez aslolan onun bir edime dönüşmesidir. Aksi takdiri yine bankacı eğitimdir çünkü. Problemi anlamak bizi özne kılmaz problemi bulmak ve o problemi ortadan kaldırmak bizi özne yapar. Bizler üzerinde yaşadığımız dünyada söz ve eylem sahibiyiz de. Bu eylemlerin neye hizmet ettiğini de bu ilişkiler içinde kavrayan bir özne. Fakat bunun içinse ezme ilişkilerinin nasıl sürdürüldüğüne bakmak ve ezilenlerin cephesinden bakabilmek gerekir.

BÖL VE YÖNET

Bu ezme ilişkisi kadar eski bir boyuttur. Ezenler ezilenleri yönetmek onları bölmek zorundadır. Bunun çok çeşitli araçlarla ve eğitimle yapar. Kimlikler buna örnektir. Bir siyah tenli işçinin bir beyaz tenli işçi tarafından ezilmesi, ezenlerin ezilenleri böldüğü ve ezme ilişkilerinin katmerlendiği ilişkilerdir. Ayrıca dilde ve eğitimde esas olan bölmenin ve yönetebilmenin esasıdır. Bunun için egemenlik ilişkilerini teşhir edecek, ortadan kaldırılacak her birlikteliğin terörize edilmesi, gayrimeşru ilan edilmesi elzemdir. Dilde dayanışma, örgütlenme gibi kelimelerin kendinden korkulması bu eğitim sisteminin doğrudan sonucudur. İşin doğrusu bu tehlikelidir. Ama ezilenler için değil ezilenlerin çıkarına ezenler için böyledir.

MANİPÜLASYON

Bu en çok kullanılan yöntemdir. Gerçeği manipüle etme. Yığınları kendi hedef ve çıkarlarına uyumlu hale getirmek için elzemdir. Bu siyasi partilerden, bazı öğretmenlerimize, reklamlardan popülist önderlere kadar pek çok kurumda ve kişide görülen köklü bir yöntemdir. Kapitalist sistemde imkansızlığı malumumuz olduğu halde herkesin zengin olabileceği yalanı ve bu burjuvaca kişisel çıkar ve başarı hırslarının öğrencilere anlatılması ve bunun temel anlatı haline gelmesi sıkça tecrübe edilir.

BOYUN EĞDİRME

En sertinden en inceliklisine kadar egemenler bunu yapmak zorundadır. Ezildiklerinin, sömürüldüklerinin farkına varan kitleleri durdurmanın zorunlu ve tarihsel ihtiyacıdır bu. Bunu ideolojik ve zor yoluyla yaparlar. Ezme ilişkilerinin kurulmasında öncelik ‘’mit’’lerdedir. Ezilenlerin ve ezenlerin doğal bir durum olduğu mitinden, meclislerin, parlamentonun, partilerin olduğu yerlerde demokrasi olduğu mitleri ile devlet üniversitesi varsa eğitimin ücretsiz ve eşit olduğu miti en ünlüleridir. Ya da işçi patron yok milli benlik var miti. Freire bunların yaygınlığının bunların mutlak, zorunluluk veya doğru olmasında değil bunların bir ilişki olmasında bulur. Egemenlik ilişkileri ayakta kalmak için kendini yeniden üretecek ilişkiler de yaratır bu ilişkiler bu ihtiyacın zorunu bir ihtiyacıdır. Karşı ilişkiler ise onun düşmanıdır. Terörize ilan edilebilir, gayrımeşru görünebilir çünkü bunlar egemen ilişkiye karşı ezilenlerin kurduğu ilişkilerdir ve son kertede siyasal anlamda bunların hedefidir.

BİRLİK

Freire birlik kelimesinin önüne ‘’özgürleşme için’’ cümlesini koyar. Bu hem burjuva anlamda bir kişisel kahramanlık öyküsü olmadığını ve gerçek ilişkilerin zorunlu tahlili olduğunu anlatmak için hem de amacının özgürleşme olarak koyduğunu belirtmek için. Bu şu anlama gelir özgürleşme ancak insan-öznenin yapabileceği bir şeydir. Yani bu edim birilerinin birileri için –mesela zenginlerin fakirler için- isteyebileceği veya bağışlayabileceği bir şey değildir. Nesnelerin özgürleşmesinden bahsetseydik eğer bunun imkanları olabilirdi oysa insanların özgürleşmesi mutlak bir insan-özne tarifini zorunlu koşullar. Ama şunu da vurgulamak gerekir insanların özgürleşmesi genel ve soyut insanların özgürleşmesi değildir. Yoksa burjuvaca yalanlar gibi –mesela demokrasi yalanı gibi- insanların el ele verip kazandığı bir şey olmalıydı oysa değildir ezilenlerin hem kendilerini, dolayısıyla egemenlik ilişkilerini hem de şeyleri özgürleştiği bir gerçek koşuldan bahsedebiliriz. Freire şöyle özetler ‘’ ezilenlerin özgürleşmesi, insanların özgürleşmesidir, şeylerin özgürleşmesi değildir. Dolayısıyla kimse tek başına özgürleşemez veya başkaları tarafından özgürleştirilemez.’’

ÖRGÜTLENME

Egemenlik ilişkilerinin devamı için kullanılan bölme, fethetme, manipüle etme yöntemlerine karşı ezilenler açısından en zorunlu ilişki bir arada ortak tecrübeden çıkmış praksisle hareket etmektir. Bu da örgütlenmedir. Freire şöyle der ‘’Diyalogcu eylem kuramında halkın örgütlenmesi manipülasyonun uzlaşmaz karşıtını temsil eder.’’

En antik derslerden en güncele kadar bir ilişki tarif etme rehberi olarak Ezilenlerin Pedagojisi yeniden ve yeniden okunmalı. Özellikle öğrenciler ve öğretmenler tarafından.

Related Posts

Yorum Bırak