Ana Sayfa PerspektifAkademi AVRUPA’DAKİ ÖĞRENCİ HAREKETLERİNİN DÜNDEN BUGÜNÜ

AVRUPA’DAKİ ÖĞRENCİ HAREKETLERİNİN DÜNDEN BUGÜNÜ

gönderen Serüven Dergisi

Hejar Al-

Tarihten bugüne Avrupa’da ve dünyanın birçok yerinde özellikle de 1968’lerde yükselen öğrenci hareketleri, bugünün öğrencilerinin kampüslerde ve sokaklarda verdikleri politik mücadeleye önemli bir katkı sağlamıştır. 68 öğrenci hareketiyle beraber günümüzde de gençlik, kampüslerde sadece eğitim sorunlarını değil ülkenin ve dünyanın da genel gündemlerini tartışıp kendi gündemleri haline getiriyorlar. Öğrenci hareketleri yalnızca akademik alanlardaki istemlerle sınırlanmış bir siyaset olmaktan çıkıyor, kampüslerde genel sorunlar üzerine de tartışmalar yapıp, eylemler düzenliyorlar. Öğrenci hareketinin kampüslerden, sıralardan taşarak, sokaklara akması özellikle bugüne ışık tutan 68 hareketine fazlasıyla bağlıdır. Bu yüzden bugünün değerlendirilmesinden önce geçmişin değerlendirmesini ve bugüne ne getirdiğini anlatmak gerekmektedir.

1968’deki öğrenci ayaklanmasını kapitalist eğitim modelini değiştirmeye yönelik bir hareket olarak da  düşünebiliriz. Tam olarak bunu sağladığını söyleyemesek de nitelik ve yöntem olarak pratikte bunu göstermiştir. Kapitalist sistemde eğitim modeli özellikle endüstriyalizmin yükselişi ile eğitimli işçi üretme istemiyle şekillenmiştir. Sermaye eğitimli ve itaatkâr işçi ister ve devlet de bu amaca hizmet edecek bir müfredatla sınırlandırılmış eğitimi bireye aktararak sermayeye bunu sunar.  Eski devlet tiplerine baktığımız zaman denetimleri altında tutabilecekleri cahil toplumlar isterlerken, yeni modern devletlerde eğitimin zorunlu olması, sanayi sermayesi ve hükümet içindir. Aslında iki dönem arasındaki ortak nokta yine cahil bireyler istemidir. Yeni devlet modelinde istenen birey tipolojisini, eski dönem devlet tipinde istenen bireyden ayıran nokta ise eğitimli, sisteme hizmetkar ve sistemin istediği kadar üretken olabilen bir işçi olmasıdır. Ayrıca ilk okuldan üniversiteye kadar verilen eğitim, öğrencilerin sisteme itaatkâr bir asker ve sahip çıkan milli şoven olmalarını sistematik olarak sağlamaktadır. Eğitim eleştirmeni William Godwin bu konu hakkında, “Milli eğitim, şovenist vatanseverliğin, devletin politik ve ekonomik iktidarının desteklenmesinde kullanılacaktır.” (1) diyor. Buradan doğru bakıldığında 68 öğrenci hareketi bu olguyu yıkmaya yönelik bir hareketti diyebiliriz.

68 öğrenci hareketinin özellikle Avrupa’daki bazı ülkelerde bu olgulara karşı olumlu örnekleri vardır. Yazının başında belirttiğim üzere, bu hareketi kapitalist sistemdeki eğitim modelini değiştirmeye yönelik bir hareket olarak düşünmemin sebebi de 68’deki hareketin doğurduğu sonuçlar ve o dönemki hareketin pratikte yansıttıklarıdır. Dünyanın birçok yerinde varlığını hissettirebilmiş kitlesel öğrenci ayaklanmalarından önemli birkaç örnek vermek istiyorum. Almanya’dan örnek verirsek: o dönem dünyanın birçok yerinde üniversitelerde öğrencilerin gündemi olan ve karşı tavır aldığı ABD’nin Vietnam saldırıları Almanya’da da büyük tepki çekmiş ve öğrencilerin protestoları ile karşılık bulmuştu. Fakat Almanya’daki öğrencilerin ve hatta halk kitlerinin gündeminde olan ve kendilerini tereddütte bırakan bir diğer önemli konu ise hükümetin sağa sapması ve Nazizmin tekrardan yeşerme korkusu idi. Hükümetin bu politikaları ve Vietnam konusu öğrencileri kampüslerden sokağa taşımak için yeterli sebepler olmuştu. O dönem birçok ülkede olduğu gibi Almanya’da da şiddetli eylemler baş gösterdi. Öğrencilerin ABD emperyalizmine karşı tutumu dünya kamuoyunda çok büyük etki yarattı.

Almanya’daki öğrenci ayaklanmaları özellikle 1968’lerde kitleselleşmiş ve güçlü bir hale gelmiş olsa da yakın geçmişte de varlığını hissettirmişti. 1960’lı yıllardan beri üniversitelerde bir hareketlilik ve öğrencilerde yönetimden kaynaklı bir huzursuzluk vardı. 2 Haziran 1967 de Berlin’i ziyaret eden İran Şahı’nın bu ziyaretini protesto eden öğrencilerin arasından bir öğrencinin polisler tarafından öldürülmesiyle birlikte hareket ivme kazandı ve 68’deki müthiş hareketin fitili de ateşlenmiş oldu. Almanya, Fransa’da gerçekleşen öğrenci ayaklanmalarına kadar birçok ülkeye örnek bir hareket sergiledi ve etkiledi. Öğrenci hareketini sıralardan sokaklara taşıdı ve bugün kampüslerin özgürleşmesi, üniversitelerde eleştiri ve siyaset yapabilmenin şartlarını oluşturacak bir hareket gerçekleştirdi.

FRANSA: SINIFLARA ULAŞAN ÖĞRENCİ HAREKETİ

Geçmişteki öğrenci hareketlerinin incelemesini yaparken özellikle Fransa’da yaşanan 68 öğrenci hareketini dikkatli incelemek ve iyi kavramak gerekir. Fransa’daki öğrenci ayaklanması üniversite siyasetinin seyrini değiştirmiş ve diğer ülkelerdeki öğrenci ayaklanmalarına da bugüne de çok katkı sağlamıştır.

Paris’in Nanterre Üniversitesi öğrencilerinin başlattığı ve sonrasında müthiş bir işçi kitlesinin de destek verdiği bu hareket tarihte çok önemli bir yer edinmiştir.

1968’de üniversitelerdeki hareketliliğin genel gündemi olan Amerika’nın Vietnam’a karşı gerçekleştirdiği saldırılar Fransa’da da öğrencilerin gündemi olmuş ve bu emperyalist savaşa karşı tavırlar alınmıştı. Amerikan Express şubelerine saldırılar gerçekleştirilmiş ve bu saldırıyı gerçekleştirenler arasında solcu bir öğrenci gözaltına alınmıştı. Bunun üzerine 300 yoldaşının amfide toplanıp eylem yapması ile yönetim sert tepkiler göstermeye başlamıştı. Üniversite yönetiminin ve De Gaulle iktidarının politikalarına karşı öğrenciler üniversite içinde kaynamaya ve amfilerde yüzlerce kişi toplanıp bu konular üzerine tartışmaya başlamasıyla yönetim öğrencilere karşı bir hamle yapmayı hedefledi. Üniversite içinde eylemler düzenlenmeye başlanınca yönetim sert tepki göstererek öğrencilerin birçoğunu gözaltına almaya başlamıştı. Başlarda öğrencilerin başlattığı bu hareketi PCF (Fransız Komünist Partisi) desteklememiş, sınıftan bağımsız bir hareket olduğunu öne sürmüştü. Daha sonrasında öğrencilerin eylemlerine işçilerden de destek gelmeye başladı. PCF bir süre daha hareketten kopuk davranmış ve öncülük rolünü üstlenememişti. İşçilerden gelen genel grev kararı hükümeti zora sokmuş ve belli talepler konusunda iyileştirmeye gidebileceğini dile getirmişti. Öğrencilerin ve işçilerin öfkesi dinmemiş ve ayaklanma gittikçe büyüyordu. Yönetim tehdit olarak gördüğü Nanterre Üniversitesi’ni 2 Mayıs 1968’de kapatma kararı aldı. Bu karar öğrenciler tarafından çok büyük bir tepki ile karşılandı ve ertesi gün 3 Mayıs’ta Sorbonne Üniversitesi’nde 400 öğrenci eylem yaptı. Bunların birçoğu gözaltına alındı. 

Başlarda birçok akademisyenin karşı olduğu bu hareket, sonrasında öğretim görevlilerini de etkiledi ve harekete geçirdi. 6 Mayıs günü 20.000 öğrenci ve öğretim görevlisi Sorbonne’a doğru yürüyerek kamuoyunda büyük etki yaratacak olan eylemi gerçekleştirdi.

Fransa’daki öğrenci hareketinin geçmişten bugüne tarihte önemli bir yer tutmasının en mühim sebeplerinden biri, büyük bir işçi kitlesinin öğrencilere destek vermesiydi. Uluslararası işçi hareketinin tarihindeki en büyük grev 9 milyon işçinin katılımı ile o günlerde gerçekleşti. Fransa öğrencileri, başlattığı bu hareketle Fransa’yı devrimin eşiğine getirmişti. Üniversitelerde, kampüslerde konuşulan, tartışılan konular sadece eğitim alanındaki sorunlar olmaktan çıkmış, sosyal sorunlar, işçilerin çalışma koşulları, sistemin sömürüsü gibi konular tartışılmaya başlanmıştı. Öğrenciler kampüsleri özgürleştirmiş ve alan yaratmışlardı. Daha da önemlisi öğrenciler eğitim alanındaki siyasetin sınıftan bağımsız bir siyaset olmadığını ve olmayacağını bizlere göstermiş oldu. PCF süreci iyi yönetebilmiş olsaydı Fransa’nın geleceği çok daha farklı olabilirdi belki ama yine de hareketin kazanımları ve bugüne kazandırdıkları tarihte çok önemli bir yer kaplıyor. 

Fransa, Almanya ve ABD’de olduğu kadar çok büyük ve kitlesel olmasa da 1968 öğrenci hareketi 

İspanya’da da kendini gösterdi. O dönemki öğrenci hareketlerinin hepsinin gündeminde olan ABD’nin Vietnam’a karşı gerçekleştirdiği vahşice saldırılar İspanya öğrenci hareketinin de gündemindeki en önemli sorundu. 1968’de medyanın, televizyonun yaygınlaşması Amerika’nın izlediği vahşi politikaları kamuoyuna sunmak için önemli bir araç olmuştu. Artık dünyanın her yerinde hatta ABD’de bile öğrenciler ve halk kitleleri ABD emperyalizmine karşı ayaklanmalar gerçekleştiriyorlardı. İspanya’nın özellikle Madrid şehrinde çok büyük ayaklanmalar söz konusu olmuştu. Bu ayaklanmalar Madrid Üniversitesi’nin kapatılmasıyla ve sert tepkilerle karşılandı. Öğrenciler Vietnam’a saldırılara karşı ve aynı zamanda Frankocu rejime karşı da protestolar düzenliyorlardı. 

 1968 BUGÜNE NE KAZANDIRDI ?

Genel olarak baktığımızda 1968 öğrenci hareketinin büyük bir devrimle sonuçlandığı bir ülke göstermek zor olabilir. Fakat 68 öğrenci hareketi ve sonralarında gerçekleşen bütün öğrenci hareketlerinin bugüne kazandırdığı pek çok şey vardı. 1968’i akademik alanda özgürleşme hareketi ve kapitalist sistemdeki eğitim modelini yıkmaya yönelik bir hareket olarak değerlendirebiliriz. Üniversiteye ve üniversite siyasetine dair önemli gelişmeler ortaya koymuştur. Bugün öğrencilerin elinde bulunan birçok hak geçmişteki öğrenci hareketlerinin direniş ve mücadelesi ile kazanılmış haklardır. Ucuz yemek hakkı, ucuz ulaşım hakkı (kimi ülkelerde ücretsiz), burs hakkı, serbest kıyafet hakkı bizleri aynılaştırmaya çalışan sistemden alınmış haklardır. Tarihteki öğrenci hareketleri sadece eğitim alanında değil kapitalist eğitim modelini, Paulo Freire’in de dediği gibi “Bankacı eğitim modelini” (2) belirleyen sisteme karşı da mücadele vermiş ve kazanımlar elde etmiştir.

Öğrenci hareketinin dünden bugüne kazandırdığı en önemli unsur bu hareketin sınıftan bağımsız olmadığı ve olmaması gerektiğidir. Çünkü sadece üniversite siyaseti yani eğitim alanındaki istemlerle

sınırlı kalmış bir siyaset anlayışı sisteme yarayan bir siyasete dönüşür. Birey politik durumunu mezun olup çalışırken de korumak ve sürdürmek durumundadır. Bu yüzden öğrenci hareketi dünden bugüne -konu başında da belirttiğimiz üzere- kapitalist sistemin çıkarlarına hizmet etmek için üretilmiş bir işçi olmayı reddedip ve buna karşı mücadeleyi her alanda örmeyi sağlayacak bir siyaseti bugüne kazandırmıştır. 

Bugün şunu iyi görmek gerekiyor ki hiçbir kazanım ya da elde ettiğimiz hiçbir özgürlük bizlere sistem tarafından bahşedilmemiştir. Hepsi belli bir mücadelenin ürünüdür. Henüz kazanılacak olan hak ve özgürlükler ve hatta büyük bir dünya vardır. Bu dünyayı kazanmayı, kampüslerden taşan öğrenci hareketinin, işçi sınıfının mücadelesi ile birleşmesi mümkün kılacaktır. Öğrenci hareketi bugüne dek yılmadan gösterdiği direnişle kendi özgürleştirdiği kampüslerden taşarak özgürlüklerine ve yaratmak istedikleri dünyaya, çelikten bir bilinç ve ancak örgütlü bir mücadele ile kavuşabilecektir. 

KAYNAKLAR

  1. Joel Spring – Özgür Eğitim
  2. Paulo  Freire – Ezilenlerin Pedagojisi ( 2. Bölüm )

Related Posts

Yorum Bırak